GEÇMİŞE MEKTUPYer: İNSANLIĞIN HÂLA DEVAM ETTİĞİ YERDEN HERHANGİ BİR YERE...TARİH: BU TARİHTEN 100 YIL SONRASI GÖNDEREN: MESUT YILMAZ ALICI: ... GEÇMİŞE MEKTUP Duyarlı davranmaya yönelik kaleme aldığım bu yazımda her şeyin değiştiği bir dönemde yazıyorum. İçinde bulunduğumuz yıl şimdi ki yılın elli bilemediniz yüz yıl ötesinde. Bu yüzden sana anlattıklarım bu kadar yıl sonra değişikliğe uğramadan gelen temel bilgilerin gölgede bırakılmasına razı olamadığımın göstergesidir. Yaşadığım yılda artık uzaya yolcu gönderiyoruz. O çok sevdiğimiz film kahramanları öldü. Mesela 2011 deki siyasi parti artık yok. Ya da ne bileyim, o yıllardan kalma bir şey yok. Bir tek yaşanan şeyler kazındı aklıma, aklımıza. Hatırlıyor musun? Bir ara deprem olmuştu, hani hep üzülmüştük. Bize oluyor diye korkmuştuk, ne de zor günlerdi. Yanı başımızda sallanan şehrin masum insanlarına yardım için elimizden geleni yapmıştık ama elimizden de açıkçası bir şey gelmiyordu. Belki o yıllara yâd ederiz diye dilimizin kemiğinin o yıllardan çok sonra sertleştiğini var sayarak bir şeyler söylemek istedim. Elbette üzüldük, yalan değil. Ama hatırlıyor musun? Depremi düşüneceğimize ondan çok öte tamamen farklı boyutta konular iliştirildi bu afete. İşte biz de tam ortasındaydık hani. Çok değil bundan yarım asır önceydi, o zamanlar gençtik. Ama şu an hayatta olanların bütün söyledikleri kulaklarımızı çınlatmıyor değil. Ne yani? Van'da deprem olmuş ta elin İstanbullusu ne diye üzülsün ki? Arada kilometlerelerce mesafe var, ne işleri olurdu ki? Yok, ama yok, öyle değil. Duyarlıları da yok saymamak gerek. Keşke o gün ileri geri konuşanlar şimdi bana cevap verebilseydi. Kaderdir ( ! ) diyelim de ruhlarına okuyalım bir şeyler. Ama ne okuyalım? Orası bize kalmış. Neler söylenmişti hatırlıyor musun? Hani biz televizyonda takip edebiliyorduk sadece ağızları torba olamayan medya soytarılarının açıklamalarını. Büzemedik de bu torbaları, elimizden gelen sadece söylenmek oldu. Ha, o zamanlar da yazdık ama duyulmadı. Belki bu mektup senin elinle bütün Türkiye’ye duyurulur da empati kurmayı öğrenir bazı burjuvaziler! Duyarsızlığın her gün medya önünde halka hitap eden laf soytarılarının kontrolünde olması duyarsızlık kelimesini de sahipsiz, yetim bırakmıyor değil hani. Duyarsızlık kelimesinde de onur şeref bırakmadılar. En azından yurdum insanının sıcak ve bir o kadar da tatlı tartışmalarının ilham kaynağı olmuştu bu "duyarsızlık" kelimesi. Ne güzel anneler babalara "duyarsızsın" derdi ama babalar genelde takmazdı. Keşke bu kelime sadece eş tartışmalarında geçseydi de şu medya sülüklerinin, biraz daha prim veya reklâm yapmak için reytingleri havaya uçurmaya çalışan ağızlarından çıkanları başka yerlerinden duymayanların ağzında kirlenmeseydi, sahipsiz bırakılmasaydı bu "duyarsızlık" kelimesi. Ama gel gör ki soyutlanmış bir doğuda deprem yaşamak bile zor. Özür dileriz, takdir-i ilahi mi diyelim ya da kara parçalarının sıkışması sonucu fayların rahatsız olması mı diyelim ama bu seferliğine affedin bizi. Ne yapalım, bizim depremi yaşamaya bile hakkımız yok. Yaşasak bile biliyorum ki bazı faşizanlar tarafından başka noktalara çekerler bunu. Hatırlıyor musun, Kaddafi o zamanlar gündemdeydi. Bizim ülkemizde bizden olanları enkaz altında yalnız bırakanlar, o zamanlarda Kaddafi’nin linç görüntülerini daha çok konuşmuştu. Olsun, konuşsunlar. Sadece bunları söylemek istedim. Ha, bu arada şimdi ki Van'ı gör sen. Buralara gelirsen eğer bir gün gideriz. Biliyorum yine aklımıza gelir o kötü zamanlar, ama bazılarının hor gördüğü topraklara yeniden inşa edilen şehrin asaletini görmeni isterim. Yıllar öncesinden süregelen e değişmeyen tek şey adına, hoş çakal, insanlıkla kal... Bu yazi 6037 defa okundu. << Önceki || Sonraki >> Yorum Yap Tavsiye Et Yazdır Kaydet Yorumlar ( 1 / 1 ) Basarilar
Hem Okul Hem yazarlik hayatinda basarilar dilerim.. Gön.: Said.Er , 21:53 25 Ekim 2011 |
Diğer Yazıları
Dünden Kalanlar
|